karanlık

19/11/2009 - Yabancı-sıyız!!!

Kategori: krk
Yabanci-siyiz!!! Herseyin!
Yakin uzak yarim yamalak bilgilerimiz var dusunduren bizi
Karmasik kafalar sever olmusuz yorgun tum sozcuklerimiz yillar gecmis oysa ki ustunden direnmisiz ogretildigimiz gibi ne ogrenmisiz ne vazgecmisiz
Yabancisiyiz her seyin
Sehir sehir konussakta bilmemisiz sehrin onemini serh te kalmisiz
Sevmisiz isigi parlak camekanlari
Karanliktan bi haber korkmus susmusuz
Yorulmusuz yinede
Kacmak ister gibi konusmusuz
Oysa dahil olmus varligimiz gecmise
Ne muhakeme kalmis ne muhasebe
Yabanci-si olmusuz yasadigimiz ben-in
Yabancisi her seyin!!!
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : krk,yabancılaşmak,şehir

19/11/2009 - istanbul'a!!!

Kategori: krk
Yazik gidisin yorgun yasli
Zordu susmak ama konusmadik sustuk
Zoru sevmek
Seni
Sensiz
Bugun istanbul bir farkli yorgun ve
Yasli
Sen kokuyordur halen daha sokaklar
Yazik bir gun daha baslar onde
Egik
Bir kac cumlem daha var soylemedigim
Ama korkutuyor
Korkuyor her bir seyim
Ne dusunce kaldi senden ne bir his
Bugun bir farkli istanbul nemli
Yosun kokusu caddelerinde bir
Kokusmusluktur gidiyor yanmiyan sokak
Lambalari oyle biraktigin gibi
Bir ben perperisan
Birakilmis unutulmus bir kosede
Sigamiyorum
Biktim kose kapmacalardan...
Bugun bir farkli istanbul durgun
Gidisine susuk
Gidisine buruk
Ne dersen iste
Yalniz bir adam yalniz bir sokak
Sana adamis yazdiklarini
Ne dersen de bugun bir farkli
Istanbul!!!
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : krk,istanbul,gitmek,kalmak

26/1/2009 - gece mi ne!!1

Kategori: krk

garip bir gece işte yada halen daha
dogmamış guneşin etkisiyle ben gece sanıyorum yada
ulaşmıyor işte bir yerlere...
kafam karışık sustum
sakın sessiz bir bekleyiş şimdi rüzgar
ki rüzgarım bile rüzgarını bekler olmuş
sessiz bir kabulleniş yaprağın düşüşü
bir kahır hikayesi yazmak istemiştin
al işte 9 8 bir keman bir darbuka bir ud
gece idi sanki kaçıncı tekrarı bu hayatın
başarısızlıga
kaygan bir zeminden yuvarlandı tüm
harflerim bu yüzden bu eksikliğim
yorumlanmasın!!!

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

12/8/2008 - yazık bir güne başlangıç!!!

Kategori: krk

 merhaba sayın genel suçlu su an itibarı ile bir yazıya daha başladık ki hep gölgesindeydik yazın edebiyatın karamsar ruh hallerimiz vardı her acıya bin kat acı bizde reklama çok para harcadık o yüzden bu yıkkınlığımız kotu şaraplar bizi bu hale getirdi bak işte şimdi öyle bir yazıya başlamışız bitmeyecek her şey gibi

      kaldır kafanı işte bak bir sürgünün 9 ayı bitmiş hesap bile yapamamışsın geride bırakmışsın bir şeylerini acıları değil biraz daha yalnızlaşmışsın san ki biraz daha boynun bükülmüş biraz daha yaşlanmışsın
     yazık bir gün bugün yeni başlamış daha güneş bir yerlerde görmek istemesen de orada biliyorsun halen daha evdesin duvarları geceki monologun yorgunu banyoda ayakta durmuş neyi bekliyorsun ne kadar beklersen o kadar sıcak ne kadar beklersen o kadar göz yaşı kumpanyası sanki ev gece daha iyi elinde şişe varken daha çekilir sanki bak biraz daha aynaya yıllanmış bir karamsarlık her yönü ile yazık bir güne hazır gibi
      asansör hep aynı sesleriyle acıyor kapısını aynı küf kokusu biraz şanslıysan son inen kadının cömertliği parfüm kokusu bir sigara yakmak lazım kokulara katkı yapmalı bir kez daha açılıyor kapı yılgın tıpkı senin gibi ağır aksak bir ilerleyiş yazık bir güne iş derdi oysa hep sorgusuz sualsiz olsun istemiştin olmadı işin neyse ki apartman önün yeterince yeşillik yüksek ağaçlar var kuşlara henüz yem olmuyorsun saat dokuzu henüz görmüş yanında çalıştığın kişi sana anahtar vermiş fakat bir işe yaramasını istemiyorsun yazık bir günde o anahtarlar elinde yanında çalıştığının yanında çalışanları bekliyorsun çay içmek için

       birkaç kişi daha çıkıyor peşinden tek olduğu halde 4 girişi olan binadan farklı kapılardan bir tanesi çocuk 10 yaşlarında kız saçları uzun sarı balık sırtı örülmüş henüz kısalığı erkeklerin umurunda olmayan fırfırlı bir etek giymiş hoplaya zıplaya gidiyor ekmek almaya kahvaltı için sen ise kahvaltı kültürünü çoktan kaybetmiş bir kültürsüz daha da yazık bir gün oluyor geçmişe gidiyorsun kendi 7 yaşına ekmek almaya giderken ki halin yıllarının tanığı sokaktan nasılda hoplaya zıplaya başlayıp babanın taklidi yürüyüşle sokağı döndüğünü hatırlıyorsun kahvenin önünden geçerken daha da dik vücudun oysa 30 kilo olsan gerek henüz kas sistemin gelişmemiş spor salonları da boyundan yüksekte durun demir çubuklarda 2 ile sınırlı barfikslerin o da yarısı hile ile dolu yarısı zorlama ve kahveyi ardında bıraktıkça çocukluğuna dönüyorsun markette ki şekerler geliyor aklına acaba diyorsun içinden acaba artan paradan küçük bir pay arttırıp bir şeker alsam mı yı düşünüyorsun  alamıyorsun yeterince korktuğun  annen geliyor aklına korkuyor ama belli etmiyorsun marketçi amcaya gayet çocuksu gayet umursamaz bakıyorsun çikolatalara sanki istediğini bulamamış gibi yüz ekşitiyorsun rafları çok iyi arıyorsun aradığın ama bulamadığın bir şey olsun diye marketçi amca soruyor “hey ufaklık ne istiyorsun” “ben ufaklık değilim marketçi amca” “tamam sen öyle diyorsan öyle olsun kızma ne istiyorsun söyle de ben bulayım delikanlı” aradığım burada yok amca yı hemen demiyorsun ne aradığından emin ve aradığının olmadığından emin oluncaya kadar “yok işte bulamıyorum değil marketçi amca yok hani kırmızı paketi vardı içinden de kart çıkardı oyun kartı iki gün önce bu raftaydı ama şimdi yok” “onlardan artık gelmiyor delikanlı onların yerine başkaları geldi ondan da kart çıkıyor hem de daha güzel” “yok ben yenilerini sevmedim onlar daha iyi” demek o zamandan başlıyor yeni karşılığın demek ki bu sebepten eskiciliğin yetersizliğinden ya hayatın ya senin küçük dizlerinde yaralar olan çocuk geri geliyor elinde ekmek sıcak belli bir eli yandıkça diğerine geçiyor ekmek ne yazık ki henüz poşeti keşfedememişler keşfedilen henüz pahalı bu sefer ekmek sekiyor oysa biraz önce kendi sekiyordu hayat bir şekilde sekiyoruz sayın genel suçlu mecbur da olsak kimi zaman takılıyoruz teker topar yuvarlanıyoruz bir sekim olayı hep var

       “abi ne zaman geldin” “çok oldu” “bizi görmedin mi bizde çok zamandır buradayız” “yok görmedim görmeli miydim” “nasıl yani ben anlamadım abi” “neyse açın bakalım dükkanı” işte bir iş günü daha başlamış bulunmakta şimdi cevap vermeler soru sormalar yalandan telaşlar yalandan çalışıyorum kafam çok yoğun dokunmayın tripleri oysa ben o kız çocuğunu daha fazla düşünmek istiyorum  daha fazla oyunun olduğu bir hayat istiyorum daha fazla sorunsuz bırakmazlar sayın suçlu biraz daha ezilmek gerek patronun karşısında adam koskoca evinden kalkıp ofisine karşısında bir çapulcu görmek için değil sakalını da kesmemişsin ve üstünde halen daha annenin izleri kot pantolonun da Türk işi çamaşır suyu lekeleri oysa o bir giydiğini ikinciye giymemek üzerine yetiştirilmiş bari ayağı kalk adam patronluğunu hatırlasın     ....
    not bu noktalama yazını  devam edeceğini belirtir kimse bitti diye alkışı koparmasın!!!

 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : krk

10/8/2008 - 77!!!

Kategori: krk

Uzun zamandır bu anın yokluğuyla cebelleştikten sonra şimdi bu anda ne yapacağını bilmemek ne kadar da basit yaşamışım hayatı oysa kendimi hep akıllı sanırdım bir hikaye tutturmuşum gidiyormuşum ne kadar çok istek varmış ne kadar da yapılmamış ve şimdi en büyük özlem dizlerin tutmayıncaya kadar içmek ise soru sormak mantıklımıdır kafayı kaldırmak ne kadar doğrudur bu anda sessiz sakin bir hayata kendini adapte edememiş ve her durumda kendinden geçmiş bak işte o an geldi çattı hadi anlat bakalım nedir ne değildir hayat küçük hesaplarından ne kaldı elinde ne toparladın şimdiye kadar yalanlarından başka bir dipnot boşluğunda yaşadığın aşklardan da bir şey kalmamış aklında ki bir acı gerekti iyi bir şarkı yazmaya ve senin dinlenmeye değer bir aşkın bile yok kirletmişsin hepsini kazalarla hayatını kurmuşsun ve bir anı beklemişsin en sonunda  bir kuytuda boğulmuşsun kusmuğunda yalnızlığın bir hiç olmuşsun nedir hayat dediğim bir an yitimimi yoksa bir an bitimimi ki baktık genele yayılmış bir tek acı var o halde bir yumak mıdır çöz çöz dur acıdan iki notanın yanında bir es  sürekli bir dur kalk hali sadece acıya bak işte kitlendi kaldı bir acıya ki dramatik bir aşk bile yaşayamamışsın tuzaktan tuzağa atmışsın ruhu ve işte gelinen nokta yazmak için bile olağan üstü çaba oysa neleri var on günlerde binler yazan bir türkü var kulağında çalar durur bir şeylere bahane arar gibi dinler durursun kendine yormaya çalışırsın olmaz sen hiçbir zaman o kadar saf olamamışsın ve şimdi kalkmış bir şeyler anlatma derdinde saçmalıyorsun o kadar da değil aslında tek istediğimdi bir hayatı acının dışın da  yaşayabilmek ama öğretildim acı bitmez ve kalan her şey onun tonlarıdır oysa renkler öylemi siyah ve beyaz ve sonra tonlar ama hayat sadece siyahın tonlarına kurulmuş ben istemedim kendi örüldü çevreme bende yaşadım kimi zaman isyan kimi zaman mecbur ve  şimdi anlatmaktan çok aklanmak derdim beni bu hale düşürenlerden de bir şey istemiyorum bırakın bu bedeni bir yerlerde tükenir nede olsa hayat dediğin de ne ise ne bana bu saatten sonra ha hoşaf ha anlamadığım fark bulmak değil derdim ki hiçbir zamanda hilesiz yedi farkı bulamadım bir otobüse bindim etekleri dizlerinin hayli üzerinde bir kız gördüm karşısına oturdum ve tek derdim o kızın kalkarken vereceği frikikti ki ben hep futbol hayatımda frikik ustası olmak istemiştim ama  olmadı en sonunda hayat işte bir otobüste bir frikik yakalamak için bekler buldum kendimi ve oldu da ben gördüm benle birlikte ben on çapulcu daha gördü utandım kendimden şoförden de hayattan da dizlerinin hayli üzerinde etek giyen kadında da iğrendim her şey den ki iğreti bir hayattı hikayem köşelerinde örümcekler gezen ve şimdi derdim anlatmaktan daha çok aklanmak ama biliyorum genel evden çıkan bir kadın kadar temiz olabilirim ancak kimse uğraşmaz düşme nedenleri ile bende şimdide kaçmak için bir yol arıyorum ama biliyorum temizliğim bir sabundan ibaret değil bunu bilmek için yaşamışım demek ki ve şimdi biliyorum ama nedense daha çok acıtıyor ki bilmek için çok uğraştım ve şimdi hayat amacımın bu kadar basit olduğunu görüyorum neden bahsediyordum bunu bile unutuyorum unutuyorsun hayat bu kadar basit değil basitleştirdik her şey gibi onu da yemek kültürümüzü de artık bir çabuk-yemekkahveçorbadır gidiyor çabuklaştırdık her şeyi sonra da yakınmalar başladı basit bir hayat istedik hep kasabada bir ev bir araba can sıkıldığında aklımıza gelen doğa sevgisi  şöyle küçük kırmızı domates yetiştireceğimiz ara sıra çağıracağımız kent  dostlarımıza hem bir köy havası hem de biraz aştım ben artık havası armağan etmek işte bu kadar basit bir düzen için bile seksenbin tilkiye ihtiyaç duyuyoruz kaldıramıyoruz kafamızı ağırlığından kirli düşüncelerin yakın uzak kavramları ile alışmışız sevgilere hiç umurumuz değil özlem denilen duygunun yakın uzak olmadığı bir şarkı dinlediğimizde aklımıza gelen eski aşklarımızın silüetleri doldurmuş geçmişi ama anımsamıyoruz işte o kadar sevmişiz işte o kadar yıpranmış yeni bir aşka yelken açmak an meselesi işte buna da hayat demişiz gidenle gidilmez ölenle ölünmez oysa ki geçmişimiz birlikte ölenlerle bir anda ölenlerle dolu hani üstünde dolaştığımız ezildiğinde çatırdayan sonbaharda alıp sayfalar doldurduğumuz o çınarların yaprakları ile düşüp kalkmışız ama bir kez olsun düşünmemişiz onu o toprağa yerleştiren elleri ona su veren rüzgar estiğinde eğilmesin diye destek diye başka bir ağacı kesen elleri hiç düşünmemişiz ve şimdi bir hayattan bahsederken bile kısmı felç geçiriyoruz bir bütünmüş gibi yarımlıklarımızı anlatıyoruz kayıp bir hayat aslında varlığımız biz bile neresinde olduğumuzu bilmiyoruz sonuç olarak sen bir şeyler yapıyorsun geriye dönük ama geriye adımlarla sonrada geçmişi araştırıyorum diyorsun işte çelişki senin hayatının totali al acılarını doldur bir çantaya ve gitmek istediğin yere geçmişin olduğunu bil yeter bir yerlerinde yağmur yağar muhakkak yollarının belki bir temizlenme arınma duygusu yerleşir içine biraz da ağlarsın belki şanslıysan dizlerinin yeterince üstünde olan bir kız görüp yanına gelir göz yaşından anlamayan siler onları oje sürülmüş tırnak sahibi elleri ile hatta kremlerde vardır bir türlü saf bir dokunuş sahibi olamayan bir kısa etekli dizlerinin yeterince üzerinde aşık olursunuz yağmurun içinde aşkınızın ilk mührü yağmurla silinir bir kere daha öpersiniz birbirinizi sonra bu yetmez yağmur siler siz öpersiniz olmadı sıcak bir günde tekrar denersiniz bu sefer ter siler dokunmanın aşktan önce geldiği tek yerdesinizdir elleriniz bile terler ve çekersiniz onları biraz rüzgar araya girsin diye oysa neler girmiştir araya bilmezsiniz zaman geçer koku kalır aralarınızda sonra biri bir gün bitti der susar gidersiniz işte sizin hayat dediğiniz ve işte benim hayat dediğim bu değil yanılıyorsun karanlık bir yolda yürürken ayağımız takılıp düşme ihtimalim ne kadarsa bu hayatta mutlu olmam o kadar ihtimaldir o kadar bu kadar yaşamak değil derdim yeteri kadar hani dizlerinin yeterince üstünde etek sahibi kız kadar mesela…

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

2/5/2008 - ne denir bilmiyorum!!!

Kategori: krk

Kararmış hava biraz da yokluğunun etkisi olsa gerek yavaş yavaş kalkan bir gemi gibi fütursuz daldığım karanlıklarına birileri beni uyarmalıydı bir yerlerde yok durmadı ne su ne ben ıssız bucaksız bir karanlığın ortasında bulduğumda kendimi gidip durduğumun bile farkında değildim ve şimdi birilerine anlatmak gerekmiş bir şeyleri kendini ifade etmek gerekmiş bilmediğin şarkılar eşliğinde inanmadığın bir hayatta inanmadığın bir zamanda ne mekan kaygısı ne yitip giden zaman bir korkum vardı kendimden yitmek bak işte alıp gittiler her şeyimi yo ben yolladılar her şeyime el koydular bir toz kadar bile olamadım bir sehpanın üstünde bile duramadım ve şimdi bir şeyleri anlatmak gerekmiş birilerine binlerce kitap okumak gerek onların yazdığın onlara istediklerini anlatabilmek için oysa ben yürüyorum mu duruyorum mu daha ayrımsayamadım sana bu kadar uzak bir hayatı benimseyebilmek ne kadar kadar sa bak işte başladı yine zırvalamalar kelime oyunu yapacağım diye katlettiğim kelimeler sonra da katledilmeye isyan işte sana bir yıkımın anatomisi bak ve gör ne kadar da aciziz erdem den ve birileri bir şeyler duymak istiyor halen daha ben kendi tükenişime şahitlik ederken bir uçurumun  kıyısın da bir şeyleri açıklamam gerekmiş yok olmuyor kendi hayatımı bile elimde tutamazken kime ne  yi hangi kelimelerle anlatacağım bırak bir ömrü özetlemeyi iki cümleyi bile becerip doğru yere koyamıyorum birileri tutmadı elimden birileri yol göstermedi her yanlışıma bir bahane hizmetinden her daim yararlanmış ben şimdilerde bir şeyleri açıklamak için çaba mı göstermeliyim gerek yok bırakın bu gereksiz beden gereksizlikleri ile bu hayatı tamamlasın….

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : krk

23/4/2008 - krk

Kategori: krk

Kararmış hava biraz da yokluğunun etkisi olsa gerek yavaş yavaş kalkan bir gemi gibi fütursuz daldığım karanlıklarına birileri beni uyarmalıydı bir yerlerde yok durmadı ne su ne ben ıssız bucaksız bir karanlığın ortasında bulduğumda kendimi gidip durduğumun bile farkında değildim ve şimdi birilerine anlatmak gerekmiş bir şeyleri kendini ifade etmek gerekmiş bilmediğin şarkılar eşliğinde inanmadığın bir hayatta inanmadığın bir zamanda ne mekan kaygısı ne yitip giden zaman bir korkum vardı kendimden yitmek bak işte alıp gittiler her şeyimi yo ben yolladılar her şeyime el koydular bir toz kadar bile olamadım bir sehpanın üstünde bile duramadım ve şimdi bir şeyleri anlatmak gerekmiş birilerine binlerce kitap okumak gerek onların yazdığın onlara istediklerini anlatabilmek için oysa ben yürüyorum mu duruyorum mu daha ayrımsayamadım sana bu kadar uzak bir hayatı benimseyebilmek ne kadar kadar sa bak işte başladı yine zırvalamalar kelime oyunu yapacağım diye katlettiğim kelimeler sonra da katledilmeye isyan işte sana bir yıkımın anatomisi bak ve gör ne kadar da aciziz erdem den ve birileri bir şeyler duymak istiyor halen daha ben kendi tükenişime şahitlik ederken bir uçurumun  kıyısın da bir şeyleri açıklamam gerekmiş yok olmuyor kendi hayatımı bile elimde tutamazken kime ne  yi hangi kelimelerle anlatacağım bırak bir ömrü özetlemeyi iki cümleyi bile becerip doğru yere koyamıyorum birileri tutmadı elimden birileri yol göstermedi her yanlışıma bir bahane hizmetinden her daim yararlanmış ben şimdilerde bir şeyleri açıklamak için çaba mı göstermeliyim gerek yok bırakın bu gereksiz beden gereksizlikleri ile bu hayatı tamamlasın….

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : krk

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

KaranlıkRuhlarKulübü iftihar etmeksizin sunar.... Acılarınıza en yüksek faiz burda!!!

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss

Kategoriler

Etiket Bulutu

krk yabancılaşmak şehir istanbul gitmek kalmak

Arkadaşlarım

agnia
leyl leyl
insuff
mutlusuz
ogzulmart
intrinsic
karanlikyagmur
silentwater
başak sözak
Blogcu Yardım
gizablog
yalnizlarligi
nevermore
psymcey
sobeebe
sonay ortug
Oğuzhan Doğan
blogra
bloomunsevgisi
profesyonelamator