12/8/2008 - yazık bir güne başlangıç!!!
merhaba sayın genel suçlu su an itibarı ile bir yazıya daha başladık ki hep gölgesindeydik yazın edebiyatın karamsar ruh hallerimiz vardı her acıya bin kat acı bizde reklama çok para harcadık o yüzden bu yıkkınlığımız kotu şaraplar bizi bu hale getirdi bak işte şimdi öyle bir yazıya başlamışız bitmeyecek her şey gibi
kaldır kafanı işte bak bir sürgünün 9 ayı bitmiş hesap bile yapamamışsın geride bırakmışsın bir şeylerini acıları değil biraz daha yalnızlaşmışsın san ki biraz daha boynun bükülmüş biraz daha yaşlanmışsın yazık bir gün bugün yeni başlamış daha güneş bir yerlerde görmek istemesen de orada biliyorsun halen daha evdesin duvarları geceki monologun yorgunu banyoda ayakta durmuş neyi bekliyorsun ne kadar beklersen o kadar sıcak ne kadar beklersen o kadar göz yaşı kumpanyası sanki ev gece daha iyi elinde şişe varken daha çekilir sanki bak biraz daha aynaya yıllanmış bir karamsarlık her yönü ile yazık bir güne hazır gibi asansör hep aynı sesleriyle acıyor kapısını aynı küf kokusu biraz şanslıysan son inen kadının cömertliği parfüm kokusu bir sigara yakmak lazım kokulara katkı yapmalı bir kez daha açılıyor kapı yılgın tıpkı senin gibi ağır aksak bir ilerleyiş yazık bir güne iş derdi oysa hep sorgusuz sualsiz olsun istemiştin olmadı işin neyse ki apartman önün yeterince yeşillik yüksek ağaçlar var kuşlara henüz yem olmuyorsun saat dokuzu henüz görmüş yanında çalıştığın kişi sana anahtar vermiş fakat bir işe yaramasını istemiyorsun yazık bir günde o anahtarlar elinde yanında çalıştığının yanında çalışanları bekliyorsun çay içmek için birkaç kişi daha çıkıyor peşinden tek olduğu halde 4 girişi olan binadan farklı kapılardan bir tanesi çocuk 10 yaşlarında kız saçları uzun sarı balık sırtı örülmüş henüz kısalığı erkeklerin umurunda olmayan fırfırlı bir etek giymiş hoplaya zıplaya gidiyor ekmek almaya kahvaltı için sen ise kahvaltı kültürünü çoktan kaybetmiş bir kültürsüz daha da yazık bir gün oluyor geçmişe gidiyorsun kendi 7 yaşına ekmek almaya giderken ki halin yıllarının tanığı sokaktan nasılda hoplaya zıplaya başlayıp babanın taklidi yürüyüşle sokağı döndüğünü hatırlıyorsun kahvenin önünden geçerken daha da dik vücudun oysa 30 kilo olsan gerek henüz kas sistemin gelişmemiş spor salonları da boyundan yüksekte durun demir çubuklarda 2 ile sınırlı barfikslerin o da yarısı hile ile dolu yarısı zorlama ve kahveyi ardında bıraktıkça çocukluğuna dönüyorsun markette ki şekerler geliyor aklına acaba diyorsun içinden acaba artan paradan küçük bir pay arttırıp bir şeker alsam mı yı düşünüyorsun alamıyorsun yeterince korktuğun annen geliyor aklına korkuyor ama belli etmiyorsun marketçi amcaya gayet çocuksu gayet umursamaz bakıyorsun çikolatalara sanki istediğini bulamamış gibi yüz ekşitiyorsun rafları çok iyi arıyorsun aradığın ama bulamadığın bir şey olsun diye marketçi amca soruyor “hey ufaklık ne istiyorsun” “ben ufaklık değilim marketçi amca” “tamam sen öyle diyorsan öyle olsun kızma ne istiyorsun söyle de ben bulayım delikanlı” aradığım burada yok amca yı hemen demiyorsun ne aradığından emin ve aradığının olmadığından emin oluncaya kadar “yok işte bulamıyorum değil marketçi amca yok hani kırmızı paketi vardı içinden de kart çıkardı oyun kartı iki gün önce bu raftaydı ama şimdi yok” “onlardan artık gelmiyor delikanlı onların yerine başkaları geldi ondan da kart çıkıyor hem de daha güzel” “yok ben yenilerini sevmedim onlar daha iyi” demek o zamandan başlıyor yeni karşılığın demek ki bu sebepten eskiciliğin yetersizliğinden ya hayatın ya senin küçük dizlerinde yaralar olan çocuk geri geliyor elinde ekmek sıcak belli bir eli yandıkça diğerine geçiyor ekmek ne yazık ki henüz poşeti keşfedememişler keşfedilen henüz pahalı bu sefer ekmek sekiyor oysa biraz önce kendi sekiyordu hayat bir şekilde sekiyoruz sayın genel suçlu mecbur da olsak kimi zaman takılıyoruz teker topar yuvarlanıyoruz bir sekim olayı hep var “abi ne zaman geldin” “çok oldu” “bizi görmedin mi bizde çok zamandır buradayız” “yok görmedim görmeli miydim” “nasıl yani ben anlamadım abi” “neyse açın bakalım dükkanı” işte bir iş günü daha başlamış bulunmakta şimdi cevap vermeler soru sormalar yalandan telaşlar yalandan çalışıyorum kafam çok yoğun dokunmayın tripleri oysa ben o kız çocuğunu daha fazla düşünmek istiyorum daha fazla oyunun olduğu bir hayat istiyorum daha fazla sorunsuz bırakmazlar sayın suçlu biraz daha ezilmek gerek patronun karşısında adam koskoca evinden kalkıp ofisine karşısında bir çapulcu görmek için değil sakalını da kesmemişsin ve üstünde halen daha annenin izleri kot pantolonun da Türk işi çamaşır suyu lekeleri oysa o bir giydiğini ikinciye giymemek üzerine yetiştirilmiş bari ayağı kalk adam patronluğunu hatırlasın .... not bu noktalama yazını devam edeceğini belirtir kimse bitti diye alkışı koparmasın!!!
|